Cenazenin ardından Kur'an okumak

1-  Bir Müslüman kabrine gömüldükten sonra orada, bir deve boğazlanıp paylaşılacak kadar bir zaman bekleyip Kur'an okumak güzel görülmüştür. Nitekim sahabeden Amr b. Âs (r.a.) şöyle demiştir:

“Beni kabrime defnettiğiniz zaman, bir deve kesip etini parçalayacak kadar mezarımın başında bekleyin ki, sizin varlığınızla yeni hayatıma alışma imkânı bulayım ve Rabbimin elçilerine vereceğim cevapları hazırlayayım.” [Müslim, Sahih, İmân, 192]

İmam Şâfiî (rh.) hazretleri, “Mezarın başında Kur’an’dan âyetler okumak müstehaptır. Kur’an’ın tamamının okunması (hatim edilmesi)ise, daha güzeldir” buyurur.

Bu esnada çoğu kez "Yâsîn, Mülk, Vâkıa, İhlâs ve Muavvizeteyn sûreleri, sonra da Fatiha ile Bakara sûresinin başı okunur.

Ardından dua edilip sevabı da, cenazenin ve diğer iman ehlinin ruhlarına bağışlanır. Ölünün mağfiret-i ilahiyeye mazhar olması için niyaz edilir.

Cenaze toprağa gömülür gömülmez din kardeşlerinin hemen oradan dağılmaları uygun değildir. Cenazenin ruhu, onların bulunuşu ile yeni hayatına / vaziyetine ünsiyet kazanır, alışıp ısınır. Böylece kendisine yöneltilecek suallere hazırlanmış ve mağfiret-i sübhâniyenin tecellisini gözetlemiş / kollamış olur.

Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.), bir cenaze gömüldükten sonra hemen geri dönmezdi. Bir müddet mezarı başında durur ve cemaate hitaben şöyle buyururdu:

Kardeşiniz için Allah Teala'dan mağfiret isteyiniz ve temkin (metânet-sükûnet) ihsan buyrulmasını dileyiniz, O şimdi sual görecektir". [Ebû Dâvûd, Sünen, Cenâiz 69]  [Bilmen, Ö.N. Büyük İslam İlmihali, Bilmen Yayınevi, İstanbul, 1966, s. 260, md. 607] 

2- Cenaze evinde helva ikramı Hıristiyan Ermenilerin bir âdetidir. Tabii ki bu yapıldığı takdirde onlara benzeme durumu söz konusu olacağı için mahzurdan uzak değildir, kaçınmak gerekir.

Ölünün velisi, ölünün gömülmesinden bir gün sonra yedinci güne kadar kolayına gelen şeyi fakirlere sadaka vererek sevabını ölüye bağışlamalıdır. Bu bir sünnettir. Buna gücü yetmezse, iki rek’at namaz kılarak sevabını ölüye bağışlamalıdır.

Fakat ölü sahiplerinin birinci ve üçüncü günlerde veya bir hafta sonra ziyafet vermeleri mekruhtur.  Ancak ölünün komşularının veya uzak akrabasının yemek hazırlayarak ölü sahiplerine ikram etmeleri ve yemelerine ısrarda bulunmaları müstehaptır. Çünkü cenaze sahipleri kendileri için yemek hazırlayamayacak bir halde bulunabilirler.

Ölü sahiplerinin, yapılacak taziyeleri kabul için, üç gün kadar evlerinde oturmaları caizdir. Bununla beraber oturulmaması da iyidir.

Cenazenin gömülmesinden sonra, en son üç güne kadar bir defa olmak üzere taziye yapılması müstahaptır. Eğer taziye edilecek kimse ortada yoksa veya uzakta bulunuyorsa, o zaman üç günden sonra da taziye yapılabilir.

Dikkat: Taziyelerin kabristanda veya ölünün kapısı önünde yapılması bid’at ve mekruh görülmektedir. Taziyenin tekrarı da mekruhtur. Böyle bir musibete uğrayana, "Allah Teâlâ size sabr-ı cemîl (güzel sabır) ve ecr-i cezîl (bol mükâfat) ihsan buyursun" gibi sözlerle taziye edilir, teselli verilir. Musibete uğrayan kimse de, "İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râciun (Biz Allah'tan geldik ve O’na döneceğiz" diye Allah'a teslimiyet göstermelidir. [Bkz. Bilmen, Ö.N. Büyük İslam İlmihali, Bilmen Yayınevi, İstanbul, 1966, s. 260, 263]

Etiketler: cenaz namazı nasıl kılınır, cennin ardından kuran okumak, taziye, yasin, vakıa, fatiha, ihlas, felak

Yazdır e-Posta

Yorum ekle